9 Kasım 2014 Pazar

Peygamberimizin gizlenen mucizeleri -4


Peygamberimizin gizlenen mucizeleri -4
Peygamberimizin mucizelerini insanlardan saklamak vicdana uygun değildir.

Peygamberimiz tarafından haber verilen bir olayın tam da anlattığı gibi gerçekleşmesi bir mucizedir. Peygamberimiz 1400 yıl öncesinden tıpkı görmüş gibi İran Irak savaşını anlatmıştır. Şimdi sizlerle peygamberimizin İran ve Irak arasında yaşanacak bu savaşı hadislerinde nasıl bildirdiğine bakalım.
Şevval ayında ayaklanma Zilkade'de harb konuşmaları, Zilhicce'de ise harb vaki olacak.(Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 166)
Hadiste belirtilen Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayları İran-Irak savaşının gelişim aşamalarıyla aynı tarihlere denk gelmektedir:
Şevval ayında ayaklanma...
İran Şah'ına karşı olan ilk ayaklanma bilindiği gibi hadiste belirtilen 5 Şevval 1398 (8 Eylül 1976)'de olmuştur.
Zilkade'de harp konuşmaları ve Zilhicce'de ise harp vaki olacak...
Hicri 1400 Zilhicce (1980 Ekim) ayında İran-Irak arasındaki savaş tam anlamıyla başlamıştı.
Faris yönünden gelecek olan bir kavimdir ki, şöyle diyecekler: "Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır... Bir gün, onlara ve bir gün de sizlere verilsin, ve karşılıklı sözler tutulsun..." Onlar "Mutık"a çıkacaklar, Müslümanlar oradan aşağı "Yazı"ya inecekler... Müşrikler öbür yandaki (Rakabe) denilen bir simsiyah olan nehrin kenarına duracaklar... Aralarında savaş olacak: Her iki ordudan, Allah, zaferi kaldıracak…(Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 179
Bir başka hadiste de bu savaşın ayrıntıları şöyle tarif edilir:
Faris yönünden gelecek olan : İran tarafından gelecek olan
Faris: İran - İranlı (Büyük Lugat)
Yazıya inecekler: Ovalık-Irak Ovası
Mutık: Yöredeki bir dağın adı.
Rakabe: Petrol kuyularının çok olduğu bölgedir.
"Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır…"
Hadisin bu bölümünde iki taraf arasında, ırkçılıktan kaynaklanan bir anlaşmazlığın olacağına dikkat çekiliyor. Bu anlaşmazlık sebebiyle, "Yazı"ya inilecek ve savaş başlayacak. (Yazı: Irak ovası)
Allah, her iki ordudan zaferi kaldıracak...
Bu hadisin de işaret ettiği gibi, İran-Irak savaşı 8 yıl sürmüş ve binlerce kayıp verilmesine rağmen bir netice alınamamıştır. İki taraf da kesin bir üstünlük sağlayamamıştır.
İslam alimlerinin birçoğu bu mucizeyi hiç anlatmıyor, hatta özenle gizliyorlar. Bu yüzden Allah katında çok büyük sorumluluk üstleniyorlar. Dürüst ve samimi alimlerin peygamberimizin mucizelerini anlatmaları, insanları bu güzel haberlerle müjdelemeleri gerekir.

Hz. Mehdi yüzünden İstanbul’da deprem olmayacak…


Hz. Mehdi yüzünden İstanbul’da deprem olmayacak…
İstanbul özel olarak Hz. Mehdi için fethedildi...

Yıllardır İstanbul’da çok büyük bir depremolacağı hep konuşulur. Hatta bir ara deprem uzmanları televizyonlara çıkıp İstanbul’u yerle bir edecek bir depremin yakında gerçekleşeceğini söyleyip duruyorlardı. Sonra bu programların ve deprem haberlerinin arkası kesildi.
17 Ağustos 1999 depremini İstanbul’da hep birlikte yaşadık. Ama bu deprem İstanbul’un bir ucundan başlayıp nerdeyse diğer ucundan çıktı ve İstanbul’a kastedilen anlamda zarar vermedi. Deprem uzmanları hep 1999 depreminin İstanbul’u yıkacak depremin habercisi olduğunu söylediler. Oysa yanılıyorlar. Çünkü İstanbul’da böylesine büyük bir deprem yaşanmayacak, bunu hadislerden anlıyoruz.
Depremlerin öncelikle artması hem Hz. Mehdi’nin çıkışının hem de kıyametin yakın olduğunun habercisidir. Bildiğiniz gibi tüm dünyada depremler çok ciddi bir artış göstermiştir. Hadislerde şöyle bildirilir:
Kıyametten önce iki büyük hadise vardır... ve sonra da zelzeleli yıllar.1
Anlaşmazlıklar ve sık sık depremler vaki olacak... 2
Daha sonra peygamberimizin hadislerde bildirdiği gibi Allah’ın Hz. Mehdi’ye olan sevgisi nedeniyle depremler duracaktır:
ONUN (HZ. MEHDİ (AS)'IN) HATRINA DEPREMLERİ DURDURURUM. 3
İstanbul Hz. Mehdi’nin zuhur edeceği kutsal bir şehirdir. İçinde Hz. Mehdi’nin zuhur ederken giyeceği peygamberimizin hırkası, kılıcı gibi birçok kutsal emaneti barındırır. Hz. Mehdi peygamberimizin kılıcını kuşanıp, hırkasını giydiğinde tüm İslam âlemi büyük bir coşkuyla şahlanacak, imanın neşesiyle Müslümanlar akın akın Hz. Mehdi’nin çevresinde toplanacaklardır. İstanbul Fatih Sultan Mehmet zamanında fethedilmiştir, Hz. Mehdi’de bu yaşadığımız dönemde İstanbul’u manen fethedecektir. Dolayısıyla hadislerde bildirilen bu muhteşem fetih Allah’ın izniyle gerçekleşeceği için yine Allah’ın izniyle İstanbul’da büyük bir deprem gerçekleşmeyecektir. Hz. Mehdi’nin İstanbul’u manen fethedeceği hadislerde şöyle bildirilir:
Allah Teâlâ Hazretleri, mü'min kullarına Roma'nın merkezi olan istanbul'un tesbih ve tekbir ile fethini nasip buyurmadıkça kıyamet kopmayacaktir." 4
Allah Konstantiniyye'yi (İstanbul'u) çok sevdiği dostlarının eliyle fethedecek... Onlardan hastalığı ve üzüntüyü kaldıracak. 5
Beldeler onun emrine girer. Allahu Teala onun elinde Konstantiniyye'nin (İstanbul) fethini müyesser kılar. 6
 …Muhtelif ülkelerden birçok alim, birbirlerinden habersiz şekilde Mehdi'yi aramak üzere yollara çıkacak ve her birisine 310 kadar insan refakat edecek. Sonunda hepsi de Mekke'de buluşurlar ve birbirlerine, buraya ne için geldiklerini sorduklarında hepsi de: “Bu fitneyi önleyecek ve Konstantiniyye'yi (İstanbul) fethedecek olan Mehdi'yi arıyoruz, çünkü biz onun babasının, anasının ve ordusunun isimlerini öğrendik. Şeklinde cevap verdiler. 7
Dünyadan hiçbir zaman kalmayıp ancak tek bir gün kalsa bile o günde benim soyumdan bir zatın Deylem Dağına (yahut eyaletine) ve Konstantiniyye (İstanbul) şehrine sahip olması için Allah muhakkak o günü uzatacaktır. 8
Kaynaklar:
1.     (Ramuz-El Ehadis, 187/2)
2.     (Kıyamet Alametleri, s.166)
3.     (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 70)
4.     (Ahmed Gümüşhanevi . Ramuz'ul Ahadis, s. 478)
5.     (Kıyamet Alametleri, sf. 181)
6.     (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 56)
7.     (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 40)
8.     (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 74)

Müslüman’ı Müslüman’a kırdırma projesine karşı çok uyanık olmak gerek…


Müslüman’ı Müslüman’a kırdırma projesine karşı çok uyanık olmak gerek…
Müslümanlar oynanan oyunların farkında olmalı...

Suriye ve Irak'ta Şiileri sivil asker ayrımı yapmadan öldüren Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ve diğer Sünni örgütler, Şiileri Sünnilerden ayırt etmek için kendilerince belirledikleri soruları soruyor ve bu sorulardan sonra öldürmeye karar veriyorlar.
Irak'ta bir kişi Şii ve Sünni olsun tamamen ölümle yaşam arasındaki ince çizgi bir soruya verdiği yanıtta gizli olabiliyor. Radikal İslamcı IŞİD Irak'ta batı ve kuzey bölgelerinin büyük çoğunluğunu ele geçirdi. Örgüt buralarda Sünnileri genellikle serbest bırakıyor Şiileri ise sivil-asker ayrımı yapmadan öldürüyor. Geçtiğimiz günlerde bırakılan Türk rehinelerde Sunni oldukları için bırakıldılar. Çünkü Işid kendi inancına göre Sunnileri bırakmak zorunda.
Şimdi ortada çok büyük bir fitne var. Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmak ve zaferini kutlamak için batı dünyası ellerini oğuşturarak bekliyor. Onlar böylece bir taşla iki kuş vuracaklar. Hem yeni ürettikleri silahları deneyecekler (Suriye’de bunu şu an yapıyorlar) hem de Müslümanları birbirlerine katlettirecekler. Dolayısıyla din âlimlerinin ve Müslüman ülkelerin bu sinsi projeye karşı çok uyanık olmaları gerek.
Şii liderlerin yatıştırıcı olmak ve tüm Müslümanları birleşmeye çağırmak yerine cihat fetvaları vermesi de son derece yanlıştır. Kuran’a göre Müslüman’ın Müslüman kanı dökmesi haramdır. Bunlar bu fetvaları uydurma hadislere göre veriyorlar, Kuran’a göre değil. Kuran’a uygun olan Müslümanların arasını bulmaktır, uzlaşmaya çalışmaktır. “Gidin savaşın” demek çok büyük bir fitnedir ve Kuran’daki karşılığı çok büyüktür.
Şimdi Suriye’de ve Irak’ta Müslüman halk İşid ile savaşsa, ya da batılı güçler havadan bombalasa burada yine olan masum Müslümanlara, zavallı kadınlara ve çocuklara olacak. Belli ki halk ciddi şekilde ezilecek, kan gövdeyi götürecek. Suriye’yi tekrar toparlanamayacak hale getirdiler, Irak da nerdeyse aynı konumda. Tam bir Ortadoğu ülkesi ayağa kalkıyorum derken onu yine yerle bir ediyorlar ve üzerine basıp geçiyorlar.
Savaşı destekleyen yobazlar da yüzlerce uydurma hadisi Kuran’dan üstün tutuyorlar. Ve ortaya böyle büyük bir bela çıkıyor, felaketler Müslümanları sardıkça sarıyor. Silahını alan “cihada gidiyorum” diyerek yola çıkıyor. İslam âlimlerinden biri de çıkıp da “Kuran’a göre bir masumu öldürmek tüm dünyayı öldürmekle eşdeğerdir” demiyor.
…Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur. Andolsun, elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından onlardan birçoğu yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır. (Maide Suresi, 32)
Kim bir mü'mini kasıtlı olarak (taammüden) öldürürse cezası, içinde ebedi kalmak üzere cehennemdir. Allah ona gazaplanmış, onu lanetlemiş ve ona büyük bir azap hazırlamıştır. (Nisa Suresi, 93)
İslam coğrafyasında hâkim olan Kuran’a muhalif yanlış “cihad” anlayışının, Kuran’ın doğrularıyla açıklanarak düzeltilmesi ve değişmesi şart. Kuran’a göre cihad, Allah yolundaki her türlü faaliyetin adıdır, Hakkı üstün ve hakim kılmak için “çaba sarf etmek” demektir. Cihad, mezhebinden dolayı bir Müslüman’ı kurşuna dizmek, masum insanların kafalarını kesmek, kendini havaya uçurmak ya da terör eylemleri düzenlemek değildir. Cihad, barışı sağlamak ve Müslümanların arasını düzeltmek için gayret etmek, ilimle, bilimle, sevgiyle, doğruları anlatarak insanları Kuran’a çekmektir.
Işid hiçbir zaman savaşmakla ortadan kaldırılamaz. Önce Işid’in hurafelerle dolu beyni temizlenmelidir. Bu da ancak onları yobazların uydurduğu hurafelerden kurtarmakla olur. Okudukları kaynaklardaki uydurma hadislerin yanlışlığı İşid’e anlatılmalı ve hepsi Kuran’a tabi olacak şekilde eğitilmelidir. Savaşmak ve sürekli kan dökmek hiçbir sonuç getirmeyeceği gibi tüm dünyayı her zaman olduğu gibi felakete sürükleyecektir.

Hz. Mehdi evlenmeyecek, bekâr olacak…


Hz. Mehdi evlenmeyecek, bekâr olacak…
Bugün sizlere peygamberimizin Hz. Mehdi ile ilgili verdiği detay hadislerden bahsetmek istiyorum. Birçok insan Hz. Mehdi’nin Arapça bilmeyeceğini, bekâr olup hiç evlenmeyeceğini, hiç çocuğunun olmayacağını ya da bunlar gibi birçok detayı bilmiyor. Oysa peygamberimiz Hz. Mehdi’yi adeta görmüş gibi onunla ilgili çok fazla detay veriyor. Peygamberimizin hadislerine göre Hz. Mehdi hiç evlenmeyecek ve çocukları olmayacak.
Hz. Mehdi’nin bir alameti de, bekâr olmasıdır:
Mes'ûdî şöyle nakletmektedir: "Ali b. Hazma, İbn-i Sirâc ve İbn-i Ebi Said, bir ara İmam Rıza'nın (as) huzuruna vardıklarında Ali B. Hazma İmam'a şöyle arzetti: "Ey Resulullah'ın oğlu, biz, siz (Ehli Beyt imamların)dan şöyle nakletmişiz ki; HER İMAM ÖLMEDEN ÖNCE MUTLAKA EVLADINI GÖRÜR. (Acaba bu doğru mudur?) İmam (as) cevabında şöyle buyurdu: "Şunu da hadise eklediniz mi "Kâim (HZ. MEHDİ) HARİÇ?"(İsbât-ül Vasiye (Mes'udî), s. 201) ...Allah ona (HZ. MEHDİ'YE) Rum'u, Deylem'i, Sind'i, Hindistan'ı, Kabilşah'ı ve Hazar'ı fethettirecektir. 1
Hz. Mehdi Arapça bilmeyecek:
"... O (HZ. MEHDİ) ARAPÇA'YI PEK İYİ KONUŞAMAZ, fakat ahlakı hususunda ondan farklı da olmaz. 2
Hz. Mehdi ailesinden ayrılacaktır:
Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu: "Fatma'nın soyundan size güzel haberler var! Mehdi batıda çıkacak ve dünyayı adaletle dolduracak." "Ya Resulullah! Çıkışı ne zaman olacak?" diye soruldu. Dedi ki: "Yargıçların rüşvet aldığı, insanların ahlaksız olduğu biz zamanda." "Mehdi'nin özelliği ne olacak?" diye soruldu. Dedi ki: "Ailesinden ve akrabalarından ayrılacak; memleketinden uzağa gidecek ve evinden uzakta yaşayacak." 3
Hz. Mehdi’nin az kardeşi olacak:
"KARDEŞİ AZ OLANDIR... 4
Hz. Mehdi’nin yemeği sadedir:
İmam Sadık buyurmuştur ki: "... Allah'a andolsun ki, HZ. MEHDİ’NİN... YEMEĞİ KATIKSIZDIR." 5
Hz. Mehdi’NİN, Emir-ül Müminin Ali aleyhisselam gibi YEMEĞİ SADEDİR... 6
Hz. Mehdi’nin elbiseleri parlak olacaktır:
Hz. Mehdi'nin) KIYAFETLERİ ALEV GİBİDİR. Yüzü bazen açık renk ve altın gibi parlak, bazen daha koyu renk ve ay gibi parlaktır.7
Hasan bin Mahbub-i Zerrâd der ki: İmam Rıza aleyhisselam bana şöyle buyurdu: ... (HZ. MEHDİ’NİN) ÜZERİNDE NURDAN ELBİSELER VARDIR. 8
Kaynaklar:
1.      (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 274)
2.      (El-cevabü'l-müstakim amma seele anhü et-türmizi el-hakim, bayezid, no: 3750, 242b yaprağı) (Kıyamet ve Alametleri, Ömer öngüt, Hakikat Yayıncılık, s. 288)
3.      (Ihqaq al-Haqq, vol. 19, p. 679)
4.      " (Risalet ül Mehdi s. 161)
5.      (Bihar-ul Envar,cilt 52, s. 354)
6.      (Bihar-ul Envar,cilt 52, s. 279)
7.      (Bihar-ül Envar, 13. Cilt)
8.      (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 207)

Papa’nın kastettiği 3. Dünya Savaşı’nı durduracak güç Mehdiyettir


Papa’nın kastettiği 3. Dünya Savaşı’nı durduracak güç Mehdiyettir
Papa son yaptığı konuşmalardan birinde “Savaşbir delilik halidir, din adına yürütülen savaşlar ise lanetlenmeye mahkumdur.”dedi. Ayrıca dünyanın farklı bölgelerinde parça parça devam eden insanlığa karşı suçların, katliamların ve çatışmaların 3. Dünya savaşının ilk aşamaları olabileceğini söyledi.
Halbuki 3. Dünya Savaşı’nın çıkması dünya için büyük bir felakettir. 3. Dünya Savaşı’nı durduracak güç Hz. Mehdi ve Hz. İsa’dır. Üçüncü Dünya savaşı eğer koparsa bu dünya için kıyamet demektir. Hz. Mehdi ve Hz. İsa zaten kıyameti durdurmak için, kıyametten önce dünyaya son kez İslam’ı hakim etmek için geldiler. Altınçağ dönemi 70 yıllık bir dönem. Bu güzel ve ihtişamlı dönemin ardından bozulma dönemi ve kıyamet var. Kıyamete çok az kaldığı için artık böyle büyük bir savaş yaşanmayacak, tam tersine Altınçağ dönemi başlayacak.
Hz. Mehdi barış yanlısı olduğu için ve kan dökülmesine izin vermeyeceği için 3. Dünya Savaşı hiçbir zaman gerçekleşmeyecek. Savaş yanlısı, kan dökme yanlısı Evanjelikler de Hz. İsa’nın emirlerine uyup barıştan yana tavırlarını koymak zorunda kalacaklar. Kimse Hz. Mehdi’nin ve Hz. İsa’nın emirlerine karşı gelemeyecek. Papa ve kiliseler de Hz. İsa geldiğinde ona tabi olacaklar. Böylece dünya yoğun bir savaş ve kargaşa döneminden çıkıp huzuru, güvenli, sevgi dolu insanların yaşadığı bir yere dönecek.
Ahir zamanda kan akıtacak olan Deccaldir. Hz. Mehdi, Deccalin sel gibi akıttığı bu kanları durdurmaya gelecektir. Hz. Mehdi’nin bir damla bile kan dökülmesine izin vermeyeceğine yönelik hadisler şöyledir:
"İnsanlar, bal arılarının beyleri etrafında toplanması gibi, Hz. Mehdi’nin çevresinde toplanırlar. Daha önce zulümle dolu olan dünyayı, adaletle doldurur. Adaleti o denli olur ki, UYKUDA OLAN BİR KİMSE DAHİ UYANDIRILMAZ VE BİR DAMLA KAN BİLE AKITILMAZ. Dünya, adeta asr-ı saadet devrine geri döner."(El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 29 ve 48)
(Hz. Mehdi) Zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, NE DE BİR KİMSENİN BURNU KANAYACAKTIR. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 44) 
Ona (Hz. Mehdi’ye) biat edenler, (Kabe civarındaki) rükun ve makam arasında biat ederler. Uyuyanı uyandırmaz, ASLA KAN DÖKMEZLER. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)

İttihad-ı İslam kurulmuş olsaydı ne İşid ne PKK böyle şımaramazdı...


İttihad-ı İslam kurulmuş olsaydı ne İşid ne PKK böyle şımaramazdı...
Şimdi batılı güçler birleşip Işid’i yok etmek için asker gönderiyorlar ve bölgeyi aynı zamanda da havadan vurmayı planlıyorlar. Bu karşılıklı büyük bir katliamın başlaması demek. Bir yandan Işid Müslümanları kırıp geçirecek, diğer yandan batılı ülkeler İşid’i yok etme bahanesiyle Müslümanları yok edecek. Böylece yine yüz binlerce Müslüman şehit edilmiş olacak. Yeni bir Müslüman’ı Müslüman’a kırdırma projesi böylece uygulamaya konmuş oluyor.
Bazı kesimler de batı dünyası Işid’i yok etmeyi sahiplendi diye oturdukları yerden seviniyorlar. Müslüman ülkeler birleşip, başlarına bir lider seçip, büyük bir İslam Birliği kuracaklarına ve dünyayı barışa çekeceklerine büyük bir vahşetin zeminini hazırlıyorlar. İslam aleminde hiçbir alim İttihad-ı İslam’ı savunmuyor, “Müslüman aleminin başında neden bir lider yok”demiyor. Mehdiyetten de hiç kimse bahsetmiyor, ağızlarına bile almaktan çekiniyorlar. Peygamberimizin ahir zamanla ilgili hadislerinden, Hz. Mehdi’nin zuhur alametlerinin gerçekleştiğinden de hiç bir şekilde bahsetmiyorlar. Ama Müslümanların kırıp geçirilmesini son derece sakin karşılıyorlar.
Müslümanlar bir araya gelip İttihad-ı İslam ile bu felaketlere son vermeleri gerekirken ve bu şekilde hemen bir çözüme ulaşılacakken batı dünyası her zaman olduğu gibi muazzam bir katliama hazırlanıyor. PKK da bir yandan şımarıp okulları yakıyor ve kendi okulunu açıyor. Devletin kanunlarını adeta hiçe sayıyorlar. Bizimkilerde çözüm süreci, çözüm süreci diyerek PKK’nın iyice şımarmasına neden oluyorlar.
Sonuçlar olarak eğer İttihad-ı İslam kurulmuş olsaydı, Müslüman ülkeler tek bir lider çevresinde birleşselerdi, ne küresel güçler tarafından yıllardır desteklenen PKK, ne de Işid bu derece şımaramazdı. Yıllarca PKK’ya bu kadar şehit de vermezdik...

Amerika Işid’i askeri operasyonla yenemez


Amerika Işid’i askeri operasyonla yenemez
Obama'nın Işid ile ilgili politikası savaşmak değil eğitim olmalı.

Amerika savaş ile Afganistan’a demokrasi mi getirdi?
Yine Amerika savaş ile Irak’a demokrasi mi getirdi?
Afganistan, Irak, Suriye adeta hayalet ülkelere döndüler, taş taş üzerinde kalmadı. Yüzbinlere Müslüman demokrasi getirmek bahanesiyle resmen yok edildi. Bu arada Amerika hem kendi askerlerini Irak ve Afganistan’da toprağa gömerken hem de 7 trilyon dolar harcadı.
Şimdi bütün bu yaşananlar Suriye için de tekrarlanmak isteniyor. Amaç İşid’i ortadan kaldırmak olarak gösteriliyor, sonuç birOrtadoğu ülkesinin daha nerdeyse o bölgeden kazınması, başka bir şey değil. Suriye zaten Esad yüzünden bir felaketler ülkesi haline geldi. Orayı daha da bombalayarak ne elde edecekler?
Amerika Işid’i savaşla yenemez. Önemli olan Işid’in saplandığı hurafeleri yok etmektir. Eğer zihniyeti ortadan kaldırmazsanız terörü ve eylemleri de durduramazsınız. Amerika’nın terör liderlerini öldürmesi de bir işe yaramaz. Bir lider gider, diğeri gelir. Işid’in biran önce zorbalığı bırakıp Kuran Müslümanlığına dönmesi için Amerika’nın ve diğer İslam ülkelerinin dahil olduğu bir eğitim programı oluşturulmalı. Kuran’da zorlama olmadığı, dinde baskı olmadığı, mezhepler arasında düşmanlık olamayacağı bu insanlara anlatılmalı. Yoksa savaşmak Amerika’ya da büyük kayıplar getirecektir. İşid’i savaşarak yenemeyeceği gibi onlardan gelebilecek terör eylemlerine karşı da korku içinde yaşamak durumunda kalacaklardır.