12 Mart 2015 Perşembe

Allah unutulduğunda acı ve azap insanın yakasını bırakmaz…


Allah unutulduğunda acı ve azap insanın yakasını bırakmaz…
Üzülmek haşa Allah'ın yarattığı kaderi beğenmemektir.

Şöyle bir çevrenize bakın. Allah’ı unutan ne kadar çok insan var değil mi? Kalbinde Allah yok, dilinde Allah yok, zikrinde Allah yok. Öyle ki kendisini yaratanı ve kendisine onca nimet bağışlayanı, hem de bütün bunları dünyaya gözlerini açtığı andan beri yapanı nasıl da unutmuş, nasıl da terk etmiş…
“Kendileri Allah’ı unutmuş, böylece O da onlara kendi nefislerini unutturmuş olanlar gibi olmayın.” (Haşr Suresi, 19)
Allah işte insanları böylesine nankör olmaktan bu ayetle sakındırıyor. Hiç durmaksızın yiyip içip tüketen, yeni bir ev aldığı için havalara uçan, arabasını değiştirdiği için havalara uçan, sınırsızca yığıp biriktiren ve hiç şükretmeyen, hiç düşünmeyen insanlardan olmamanız için size ayetler indiriyor.
Ama insanlar dünyaya kendilerini öyle bir kaptırıyorlar ki, nasıl yaratıldıklarını, hangi amaçla yaratıldıklarını, neden bu dünyaya gözlerini açtıklarını tamamen unutuyorlar.  Allah değil mi onları tek bir hücreden muhteşem bir yaratılışla dünyaya getiren? Allah değil mi onlara Kendinden bir ruh bağışlayan? Onların amacı sadece iyi bir üniversiteye gitmek, iyi bir kariyer sahibi olmak, zengin biriyle evlenmek, güzel bir semtte oturmak gibi çok sığ oluyor. Onlar Allah’ı unuttukça Allah da onları unutuyor. Böylece yıllar akıp gidiyor. Ve sonunda Allah onlara kendi nefislerini bile unutturuyor. İmansız olan insan bir kere bile durup “acaba ben ne için yaratıldım” demiyor. “Bu dünyaya kul olmaya mı geldim” demiyor. “Beni yaratana karşı sorumluluklarım neler” demiyor. Sadece sınırsız bir şekilde istiyor, istiyor, istiyor. İstemekten bir an bile bıkmıyor. Menfaatiyle çatıştığı anda da feryadı basıyor.
Kendi yaratılış amaçlarını unuttukları için Allah da iman etmeyenlere bu dünyada hiç huzur ve mutluluk vermiyor. Bir an için durup düşünsünler, akletsinler, Allah’a sığınsınlar diye imtihan üstüne imtihan veriyor ama onlar yine de anlamamakta direniyorlar. Yine de iman etmiyor ve Allah’a yönelmiyorlar.
Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. (Bakara Suresi, 155)
Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz. (Enbiya Suresi, 35)
Allah’ı unutan bu imtihan dünyasında mutlu olabilir mi? Huzurlu olabilir mi? Allah’tan uzak olan hiçbir insan mutlu olmaz. Allah’a tevekkül etmeyen insan hiçbir şekilde bereket bulamaz, ferahlık bulamaz. “Kalpler ancak Allah’ı anmakla felah bulur” diyor Allah. İnsanlarda mutluluğu Allah’tan uzak bir ruhla bulacaklarını sanıyorlar ama boş yere çabalıyorlar. İnsanın mutsuzluğunun kaynağı sadece kendi nankörlüğüdür, kendi kibiri, kendi vurdumduymazlığıdır, kendi imansızlığıdır…
Allah bize en yakın dosttur, Allah sonsuz güzelliktir, sonsuz sevgidir, sonsuz akıl, sonsuz nimet Sahibidir. Bize tüm bu sahip olduğumuz nimetleri veren Allah’tır, eşimizi, çocuklarımızı, evimizi, mallarımızı, mülklerimizi bize bağışlayan Allah’tır. Bütün bunları görmezden gelen insan ise çok nankördür. Bütün bu nimetleri sınırsızca tüketen insanların tek yapması gereken şükretmek ve imtihan olduklarında sabırla tevekkül etmektir. Unutmayın ki Allah’ın bizim şükrümüze ihtiyacı yoktur, çünkü tüm kâinat istese de, istemese de O’nun gücü ve kudreti önünde saygıyla eğilir. Ama son derece aciz yaratılan insanın Rabbine şükretmeye ve O’na yönelmeye her şeyden çok ihtiyacı vardır…
Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin. (Bakara Suresi, 152)
Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür. (İbrahim Suresi, 34)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder