10 Ekim 2015 Cumartesi

Dindar kadın gülemez mi, kahkaha atamaz mı, şakalaşamaz mı?


Dindar kadın gülemez mi, kahkaha atamaz mı, şakalaşamaz mı?
Bağnaz zihniyete göre kadın kapatılması, hapsedilmesi gereken ikinci sınıf bir varlıktır.

Çıkıp diyorlar ya: “Kadınlar gülmesin, şakalaşmasın, kahkaha da atmasın!” Dindar kadın yobazların bu çarpık zihniyetine göre edebiyle sus pus bir köşede oturur ve erkeğinden adeta talimat bekler. İstiyorlar ki kadın yaşamasın, kadının bütün sevinci, neşesi kendisinden çekilip alınsın. Kadın kahkaha atıp gülerse iffetini kaybeder, namusunu yitirir bunlara göre! Bakın yobazlar kadına kahkahayı, gülmeyi, şakalaşmayı hangi uydurma hadislere dayanarak yasaklıyorlar:
Ebu Abdullah şöyle buyurdu: “Kahkaha şeytandandır.”  (İman ve Küfür Kitabı / Usul-u Kafi kitabı / El-Kuleyni, S.1068)
Ebu Abdullah şöyle buyurdu: “(Aşırı) şakalaşmalardan, mizahtan sakının; çünkü o insanın yüzünün suyunu giderir.” (İman ve Küfür Kitabı / Usul-u Kafi kitabı / El-Kuleyni, S.1068)
İmam şöyle derdi: “Dişleriniz görünecek şekilde gülmeyin.” (İman ve Küfür Kitabı / Usul-u Kafi kitabı / El-Kuleyni, S.1067)
Ebu Abdullah şöyle buyurdu: “Çok gülmek kalbi öldürür.” (İman ve Küfür Kitabı / Usul-u Kafi kitabı / El-Kuleyni, S.1067)
İbrahim b. Mihzem, kendisine anlatan biri aracılığıyla rivayet eder. Ebu’l Hasan el-Evvel (Musa b. Cafer) şöyle buyurdu: “Yahya b. Zekeriyya ağlar, gülmezdi. Meryem oğlu İsa ise bazen güler bazen de ağlardı. İsa’nın davranışı Yahya’nın davranışından daha efdaldi (daha üstündü).”(İman ve Küfür Kitabı / Usul-u Kafi kitabı / El-Kuleyni, S.1070)
Hasan b. Kuleyb, rivayet eder: Ebu Abdullah şöyle buyurdu: “Müminin gülmesi, tebessüm etmekten ibarettir.” (İman ve Küfür Kitabı / Usul-u Kafi kitabı / El-Kuleyni, S.1067)
Aslında bu mevzu hadisler, yobazların dünyasının ne kadar ürkütücü ve soğuk olduğunu çok iyi izah ediyor. Bağnazların karanlık dünyası, sevgisizlikleri, nefret dolu olmaları her yerde kendini gösteriyor; sadece dış dünyada değil, kendi içlerinde, ailelerinde, kadına, çiçeğe, bir kediye bakış açılarında bile ortaya çıkıyor. İşte yukarıda söylediğimiz uydurma hadisler, mutluluktan, insanın en tabi özelliği ve en büyük ihtiyaçlarından biri olan gülmekten, mizah gibi güzel bir nimetten nasıl uzak kaldıklarını açıkça ifade ediyor. Hayatında gülmeyi yasaklamış bir sistem varken, bu mevzu hadislerden peygamberlerin dahi gülmediği iftirasını öğrenmişken, böyle bir sapkın bağnaz din ile iç içe yaşayan insanların ne hale geldiği çok rahat anlaşılabiliyor.
Oysa Kuran’daki gerçek din Müslümanlara hüznü yasaklamıştır. Müslüman dünyanın en mutlu insanıdır. Çünkü Allah’a tevekkül etmeyi, sabretmeyi, şükretmeyi bilen, Allah’a teslim olmuş bir varlıktır. Gelecekten endişe duymaz, başına gelen zorlukların hayırla yaratıldığını bilir, her şeyin bir kader üzere gerçekleştiğinin farkındadır ve ölüm onun için bir son değil, Allah’a ve sonsuz hayata kavuşma anıdır. Kuran’da Allah, iman edenlere cennetin müjdesini vermektedir. Bütün bunlar zaten Müslümanların sevinmesi içindir. Allah bizim dünyada da cennet ahlakı göstermemizi ister. Çünkü beğendiği ahlak odur.
İffet’in gülmeyle alakası yoktur, kahkaha ile alakası yoktur, iffetin Allah korkusu ile alakası vardır. Eğer mümin kadının Allah korkusu yoksa, imanı zayıfsa o zaman her türlü iffetsizliği yapabilir. Ama kahkaha atmak, gülmek ya da şakalaşmak ne kadına ne de erkeğe yasaklanamaz, iffetle de bağdaştırılamaz. Yobazlar bu uydurma hadislerle insanların hayatlarını adeta zindana çevirmişlerdir. Allah ayetinde inkâr edenlere “az gülsünler, çok ağlasınlar” diyerek inkar edenlerin durumunu bildirmiştir. Mümin ise dünya hayatında Allah’ın kendisine verdiği nimetlerle her zaman çok gülecek, her zaman çok neşeli olacak ve daima Allah’a olan tevekkülüyle pırıl pırıl parlayacaktır.
Öyleyse kazandıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar. (Tevbe Suresi, 82)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme