10 Ekim 2015 Cumartesi

“Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi?”


“Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi?”
Düşünen insan her yerde, her karede, her an Allah'ı görür, Allah'ın varlığını hisseder...

Ortalama 70 yıl, ya da 80 yıl... Düşünün, hayata gözlerinizi açıyorsunuz ve dünyada tam 80 yıl kalıyorsunuz. Yolun sonunda ölüm var ve hayatınızın biteceği tek bir an var. Bu süre zarfında neler düşündüğünüzü bir aklınızdan geçirin. Gençlik yıllarınızda, orta yaşlılık döneminizde kafanızdan hangi düşünceler geçip duruyor?
İnsan milyonlarca şey düşünüyor değil mi? “Acaba bugün beni arayacak mı, acaba bu projede başarılı olacak mıyım, istediğim eve taşınabilecek miyim, çocuğum iyileşecek mi, akşam nereye yemeğe gitsek, bu yaz nereye tatile çıksak, çocuğun okulunun taksitlerini ödeyebilecek miyim?”
İşte böyle dünyada insanı oyalayan ve onu asıl düşünmesi gereken konulardan uzaklaştıran milyonlarca düşünce dönüp dolaşıyor kafasında. Böylelikle şeytan insanı dünya hayatı ile oyalayıp gerçekleri düşünmesini ve görmesini engelliyor. Hatta şeytan bu konuda o kadar başarılı oluyor ve insanı öylesine karmaşık, detay dolu bir dünyanın içine daldırıyor ki, insan dünyaya geliş amacını dahi unutuyor. Allah’ı unutuyor, ne için yaratıldığını unutuyor, ölümden sonra sonsuz bir hayata başlayacağını unutuyor, her yaptığından sorumlu olduğunu unutuyor, her yaptığının defterine işlendiğini unutuyor. Gerçek düşünmesi gereken şeyleri unutup bomboş ve kendini oyalayan düşüncelere dalıp gidiyor. Sonra da bir bakıyor ki ömür bitmiş, yaşlılık ve ölüm anı kapıya gelip dayanmış.
Oysa Allah Kuran’ı ve içindeki yüzlerce ayeti düşünmemiz için indirmiş öyle değil mi? Kuran’ın birçok yerinde insan Allah tarafından derin derin düşünmeye şöyle davet ediliyor:
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)
Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir.Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Bakara Suresi, 269)
Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru." (Ali İmran Suresi, 191)
De ki: "düşündünüz mü hiç; eğer Allah sizin işitmenizi ve görmenizi alıverir ve kalplerinizi mühürlerse, onları size Allah'tan başka getirebilecek ilah kimdir?" Bak, Biz nasıl ayetleri 'çeşitli biçimlerde açıklıyoruz da' sonra onlar (yine) sırt çevirip-engelliyorlar? (En'am Suresi, 46)
...De ki: "Kör olanla, gören bir olur mu? Yine de düşünmeyecek misiniz?" (En'am Suresi, 50)
Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Öğüt alıp düşünmesini bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıkladık. (En'am Suresi, 126)
Şüphesiz sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden, işleri evirip-çeviren Allah'tır. O?nun izni olmadıktan sonra, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur, öyleyse O'na kulluk edin. Yine de öğüt alıpdüşünmeyecek misiniz? (Yunus Suresi, 3)
İşte bu (Kur'an) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O'nun yalnızca bir tek İlah olduğunu bilsinler vetemiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir belağ)dır. (İbrahim Suresi, 52)
Açıkça görüldüğü gibi Allah ayetinde ancak temiz akıl sahiplerinin düşünüp akledebileceğini bildiriyor. Şuuru kapalı, kalbi kapalı olan insan dünya hayatına dalıyor, gelsin diziler, gitsin eğlenceler, gelsin dünya hayatının detayları, milyonlarca düşünce arasında boğulup gidiyor. Şeytan bu insanı dünyaya kaptırdıkça kaptırıyor ve önünü bile göremez hale getiriyor.
Şuuru açık, ayetleri bilen, imanlı insan da düşünüp aklediyor. Bu dünyaya Allah’a kul olmak için geldiğini anlıyor. Hayatını Allah’ın rızası üzerine kuruyor. Hayat boyunca yaşadığı her an Allah’ı unutmuyor, şükrediyor, tevekkül ediyor, ahiret hayatını düşünüp ona hazırlanıyor. Ölümden sonra asıl hayatının başlayacağını kavrıyor. Derin derin düşünüp dünya hayatının aldatıcı bir rüyadan başka bir yer olmadığını çok iyi biliyor. Hayatının her anında Allah var, her gün Allah’ı düşünerek yaşıyor.
Sonuçta Allah kullarına karşı çok adaletli, çok şefkatli ve çok merhametli. Öğüt almak isteyene, düşünüp akletmek isteyene yıllarca süre tanıyor, 70 ya da 80 yıllık bir ömür az bir süre değil. Ama insan israrla düşünmezse, israrla ayetlerden yüz çevirirse, işte o zaman da Allah ahirette o insan azapla karşılaşırken “Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi” diye soruyor... Böylece insanlar kendi samimiyetsizliklerine, kendi bencilliklerine ve kendi nefislerini ilah edindiklerine kendileri şahit oluyorlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme