16 Nisan 2014 Çarşamba

Yeni dünya düzeni, ahtapotun kolları dünyayı nasıl sarıyor? 1


Yeni dünya düzeni, ahtapotun kolları dünyayı nasıl sarıyor? 1
Ortadoğu, Asya ve Afrika kan gölü, küresel güçler Tek Dünya Devleti için çabalıyor.

1950’lerin Amerika’sında CBS patronu Pealey “biraz da eğlendirin” demişti… Yeni dünya düzeni bir ahtapot gibi dünyayı sararken insanlar derin uykuda uyumaları için yarışmalara, eğlence programlarına, dizilere, yemek ve spor programlarına boğulacaktı… İnsanlar yoğun koşturmaca içinde günlerini geçirirken akşam ayaklarını uzatıp televizyonun karşısına geçiyor, bol bol dedikodu dinliyor, hangi kutudan kaç para çıkacağını, Hürrem’in Saray’da ne entrikalar çevirdiğini  büyük bir heyecanla takip ediyordu. Kadınlar ise gündüz evlendirme prorgramlarıyla, yarışma ve yemek programlarına oyalanıp duruyordu.
İşte tam da istenen buydu. İnsanlar yalnızca kendilerine gösterilen o süslü pencereden bakıyor, dış dünyada olanlardan tamamen habersiz yaşayıp gidiyordu. Medya pespembe bir dünya sergilerken arka planda Rusya çevre ülkelerle ortak savunma anlaşması yapar, Türkiye’de bir Amerikan üssü daha kurulur, Afganistan birkaç kere daha bombalanır. Biz Güneydoğu’da olan bitenden haberdar edilmeyiz, batı ne yayınlatırsa onu seyrederiz. Sonuçta insanlar yalan yanlış haberlerle uyutulurken küresel güçler ağlarını sürekli örmeye devam eder, her yeni bir gün onlar için atılması gereken büyük adımlarla doludur. Çünkü artık kaybedecek vakitleri yoktur…
Peki bu yeni dünya düzenini planlayanlar kimler? Ve bu düzenin altında ezilenler kimler? Hitler dünyaya egemen olma hayaline “Yeni Nizam” adını vermişti, Amerika’da onu takip etti ve emperyalizme “Yeni Dünya Düzeni” dedi. İlk olarak Amerika Başkanı Barack Obama ile başlayalım. Basın bize onu siyahi lider olarak tanıttı, ezilmiş bir halkı temsil ediyordu. İkinci ismi Hüseyin’di. Halk Obama’yı krize ve savaşa çözüm olarak gördü. Oysa Obama’nın Beyaz Saray’daki ikinci gününde Pakistan sınırı bombalandı, Afganistan’da Amerika’nın gündeminde olacaktı. Obama Gazze’de fosfor bombalarının dumanları tüterken şu sözleri söylüyordu: “İsrail’in kendini savunma hakkını destekliyorum, Kudüs sonsuza kadar İsrail’in başkenti olacak” Bu sözler tabii ki hiç de şaşırtıcı değildi, çünkü Amrika’da başkan olmak İsrail’e bağlılık yemini etmek demekti.
Clincton döneminde Beyaz Saray danışmanı Siyonist düşüncenin ünlü savunucularından Abner Mikvner Obama’yı bir cümle ile şöyle özetlemişti: “Barack Obama Amerika’nın ilk Yahudi başkanıdır.”
İsrail lobisinin Amerika’daki yayın organlarından Chicago Jewish News’un 24 Ekim 2008 tarihli haberi bu görüşü şöyle doğrulamıştı: “Obama’yı Obama yapan Yahudilerdir. Obama’nın geçmişinde hangi taşı kaldırsanız altından Yahudiler çıkar.”
Obama Harvard Hukuk Fakültesi’nde okurken Martha Minow adındaki hocası onu Demokrat Parti içindeki Siyonistlerle tanıştırmıştı, son yirmi yıldır David Axelrod ve milyarder müteahit Philip Glutslig tüm desteğiyle Obama’nın arkasında yer almıştı. Obama 2006 yılında senatörlük kampanyası sırasında ilk iş olarak İsrail’i ziyaret edecekti. Ziyaretin ardından Obama’nın sponsor ağı bayağı genişledi. Obama bir keresinde Filistin İsrail ilişkisi için “iki devletli bir çözüm” den söz edince kıyamet koptu. Siyonist Yahudilerin tepkileri zorla yatıştırıldı. Basın kampanyası boyunca Obama ezilen halklardan hiç bahsetmedi, bir daha Filistin’i ağzına bile almayacaktı…
Yahudi lobisinin önemli isimlerinden biri olan Joseph Biden senatoda Irak savaşı’nın en ateşli savunucusuydu. “Irak üçe bölünmeli” diyordu. Her bölüm gevşek bir federasyonla Bağdat’ta merkezi yönetime bağlanacaktı. Beyaz Saray’da bir başka önemli isim Rahm Emanuel “silahlanma harcamaları düşürülmeyecek” diyordu. Rahm Emanuel Bush döneminde de katı bir İsrail yanlısıydı. Bir başka isimde ulusal güvenlik danışmanı general James Jones’tu. O da “Küdüs’e Nato gücü konuşlandırılmalı” diyordu. İşte Obama Beyaz Saray’da bu isimlerle göreve başladı.
Yeni Dünya Düzenine imza atanların her yıl bir araya geldiği Münih Güvenlik Konferansı’na Amerika’yı ik numaralı isim Başkan yardımcısı Joseph Biden temsil etti. Obama yönetimi toplantıda Irak’tan çekilip Afganistan’a yöneleceklerini müjdeliyordu. Afganistandaki Amerikan askerleri yakında iki katına çıkarılacaktı. Afganistan Orta Asya’nın kalbi, enerjinin merkezi, İran’ın doğusu, Çin’in de batısıydı.  Irak kan içinde yerde yatarken, İran ve Çin, Afganistan’ın iki yakası 2009 hedefleri arasındaydı…
Yeni Amerikan yönetiminin Türkiye’ye yönelik ilk beyanlarına bakacak olursak; Obama ve yardımcısı Biden seçim kampanyası sırasında Yunan cemaatine bir mektup gönderdi. CNN’in haberine göre mektup Amerikan politikalarının istikrarına kanıttı. Yeni lider ve yardımcısı Yunan lobisine değişmez Amerikan politikalarını şöyle hatırlatmaktaydı:
Obama ve Biden, Yunan asıllı Amerika’lıların Amerika’ya yaptığı katkılara büyük saygı duymaktadırlar. Obama başkan olduğunda Kıbrıs’ta politik çözüm için, liderlik özelliğini başarıyla sergileyecektir. Kıbrıs konusunda  yapılan politik anlaşma Türkiye’nin Kıbrıs’taki işgaline son verecektir.”
Amerika’lı düşünür Naom Chomsky ise konuyu şöyle özetliyordu: “…Yeni yönetim, vitrinde birlik, değişim, umut gibi kulağa hoş gelen söylemler kullanırken arka planda Bush dönemi politikalarına devam edecektir…”
Yeni dünya düzenini isteyenler işleri oluruna bırakamazdı… Derin dünya devleti geçen yüzyılın başından beri Dünya hakimiyeti için çalışmaktaydı. Peki ama kimdi bu tek dünya devletini isteyenler? Ortadoğu, Asya ve Afrika’yı kana bulayacak olan bu düzeni ince ince planlayanlar kimlerdi? Yazıma ikinci bölümde devam edeceğim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder